Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Özel Ders Türkçe 'nin gerekliliğini şöyle açıklayabiliriz; bizim ana dilimiz. Doğduğumuz andan itibaren bu dili duyuyor; bu dille konuşuyor, düşünüyor, rüyalar görüyoruz.

Ancak hâlâ ne tam olarak birbirimizi anlayabiliyor ne de derdimizi anlatabiliyoruz. Bu sıkıntı, Türkçe derslerine de yansıyor. İlköğretim birinci sınıftan beri hep aynı konular anlatıldığı hâlde kurum sınavlarında (SBS, YGS, LYS vb.) Türkçe sorularının tam yapılma oranı giderek düşüyor. Özel ders planlaması ile bu dersten eğitim alan öğrenciler, sınavlarda Türkçe 'den farklı olarak diğer derslerden de başarılı olmaya başlıyor. Özel ders genelde mali külfet gibi görülmekte bundan dolayı da uzak durulmaktadır.

Peki sorun nedir? Bu durumu engellemek adına neler yapılabilir?

Sorun, ana dilimiz olduğu için bu dersi çok iyi yaptığımızı ya da yapabileceğimizi düşünmemiz. Oysa hem dil bilgisi konuları kalabalık hem de anlam yönü oldukça karışık bir dildir Türkçe. Son yıllarda kurum sınavlarında gelen sorulara bakacak olursak, Türkçenin dil bilgisi konularından ziyade öğrencinin zihnini daha çok yoran anlam sorularının ağırlıkta olduğunu görmekteyiz.

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşıldığı üzere Türkçe dersi, diğer derslere oranla daha fazla takviyeye ihtiyaç duyan bir derstir. Çünkü bir öğrenci için uzun ve karışık bir paragraf sorusunu çözmek, gerçekten zorlayıcıdır. Üstelik sınavda verilen bir dakikalık süre zarfında; paragrafı okuyup anlamak, soruda isteneni bulmak ve şıkları tarayıp doğru cevaba ulaşmak mümkün değildir.

Paragraf sorularının öğrenci üzerindeki etkisinin farkında olan ÖSYM ve MEB de, son iki yıldır Türkçede uzun paragraflardan oluşan ve anlamı karışık sorulara yönelmiştir. Bu durum hem öğrencinin vakit kaybetmesine hem de zihninin yorulmasına yol açmaktadır. İşte bu nedenle özellikle anlam sorularının çözümü konusunda öğrenci mutlaka bire bir ders almalı, bu tarz soruların çözümündeki püf noktaları işin uzmanı olman bir öğretmenden öğrenmelidir.

‘’Niçin özel eğitimi seçmem gerekiyor?’’ sorusu gelecek aklımıza ister istemez. Cevabı çok açık. Çünkü her insanın algılayışı ve yorumlayışı aynı düzeyde değildir. Ana dilimizi kullanarak konuştuğumuz insanlarla bile en sık yaşadığımız sorun ‘’anlaşılamamak’’tır. Özel dersin avantajı, bu noktada bire bir iletişime girme olanağı sağlamasıdır.

Öğretmen, anlam konusunda öğrenciyle özel çalışırken öğrencinin eksiğini tespit eder ve o noktaya göre çalışır. İhtiyaca yönelik çözümler üretir. Farazi ilerlemez. Ders daha bireyseldir. Her öğrencinin sıkıntısı bir olamaz. Genel anlatım, özellikle Türkçe derslerinde kısırlaştırıcı bir ögedir. Bir öğrenci anlam sorusunu anlayamazken bir başka öğrenci sadece dikkat sorunu çekiyor olabilir. Bir başka öğrenciyse sadece sorunun çözümüne rehberlik ihtiyacı duyabilir. Sınıf ortamında aynı anda cevap vermek, her zaman mümkün olmaz. Öğrenci için de sorusunu sorma ve anlayamadığı yeri tekrar ettirme konusunda sıkıntı çıkmaktadır.

Özel ders, yukarıda sayılan tüm bu engelleri ortadan kaldırır. Öğretmen öğrencisin ihtiyacına yönelik etkinlikler, sorular, alıştırmalar hazırlar. Onun ihtiyacına yönelik anlatım yapar. Öğrenci de kendini daha net ifade eder ve herhangi bir engelleyici unsurla karşılaşmadan sorularını sorup tekrarlar yaptırabilir.

Türkçe dersi için özellikle anlam sorularının çözümünde biz Türkçe öğretmenleri, bol bol kitap okumayı öneririz. Ancak kitap okumak, tamamen bir alışkanlıktır. Sınava hazırlık sürecinde zaten öğrenci hem vakit bulamayacak hem de psikolojik olarak bunu bir vakit kaybı olarak algılayacaktır ne yazık ki. Çünkü ülkemiz eğitim sisteminin bir gerçeğidir, kurum sınavları. Üstelik öğrenciler sadece tek bir alandan ya da en iyi oldukları alandan sınava tabi tutulmamaktadır. Ayrıca kitap okuma alışkanlığı da bir iki yılda kazanılabilecek bir alışkanlık değildir. Bu noktada daha hızlı ve pratik bir çözüm olarak karşımıza çıkar.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.